24 Aralık 2016 Cumartesi

Cemil Akmaca / "KIPTİ"

Geçtiğimiz Temmuz ayında kaybettiğimiz; şair, yazar ve Yahya Kemal Romanları çeribaşısı, Cemil Akmaca'nın hakka yürüyüşünden kısa bir süre önce kaleme aldığı "KIPTİ" isimli öyküsü, Türkiye Romanlarının tarihinin bilinmeyen bir sayfasına ışık tutuyor. Bulgaristan'da uygulanan, Müslüman ailelerin soyadlarının zorla değiştirilmesi gibi baskıcı uygulamalardan kaçıp Edirne'ye gelen hasırcı, sepetçi ve kalburcu göçebe Romanların yaşadıkları, Romanlar arasında onlarca yıldır konuşulan ama hiç yazılmayan tarihi gerçeklere ışık tutuyor:


"KIPTİ" 

Yirmiye yakın çadırda üç aile toplanmış, herkes kendi işindedir. Kimi sepet örer, kimi kalbur yapar. Kimi ise hasır… Bu üç aile birleriyle iyi geçinen birbirleriyle dayanışma içinde olan dağınık bir ailedir. 

Reşat koşarak gelir. “ Abe elmas, koş bak ne getirdim”. Elinde eski bir koltuk vardır.  Elmas, “ Abe ne edecen bu koltuğu?”.  Reşat koltuğu çadırın yanına koyar. “Abe” der, “Görmez misin deri kaplama?”. Elmas, “eee?” der, “Ne olmuş deri kaplamaysa…”.  “Dur gösterem”. Koltuğa kurulur. “Abe yapasın bir çay da içelim biraz”. İlerideki kalburcular gelir.  “Abe Reşat, bu koltuğu bizim kızan bulmuştur, kandırıp elinden aldın. Ver koltuğu”. Reşat, “Abe ta nereden taşıdım biliyonuz mu? Senin sıska şopar nasıl taşır bunu”. “Olsun” der kalburcu, inat eder. Yıllardır arkadaş olduğu Cafer’le birden araları bozulur. Reşat kızgınlıkla koltuktan kalkar. “Abe al bakalım gücün yeterse. Koltuğu eliyle de çadırın yanına iteler”. Cafer “Abe” der, “Sen küçücük çocuğu kandırırsın, utanmaz mısın?”. Reşat, “Abe kaç sefer süyledim. Senin kızan bunu yerinden bile oynatamaz. Vardır yirmi kilo. Ta şehirden taşıdım”.

18 Eylül 2016 Pazar

Salih Kocatepe / Roman Dernekleri ve Cemil Akmaca


Romanlar, Türkiye’nin her yerinde her geçen gün ciddi ciddi dernekler kuruyorlar. Bu dernekler vasıtasıyla, Türkiye’de her fırsat eşitsizliğinde seslerini duyurmayı iyi biliyorlar. İl, ilçe, mahalle yönetiminde aday olup seçiliyorlar.

Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde, Cumhuriyet tarihinde bir ilk olan bir de millet vekilimiz var. ÖZCAN PURCU kardeşimiz. Türkiye’de azımsanmayacak sayıda Roman sivil toplum örgütlerimiz, federasyonlarımız ve de Konfederasyonumuz var. AMACIMIZ; iyi bir toplum olmanın yolunda, çağdaş ATATÜRK ilkelerinden ayrılmadan ilerlemek olmalıdır. Bugüne değin Roman toplumunun yaşayış biçimi olduğu savunulan “Bugün bulduğunu bugün yer yarını düşünmez” anlayışı artık mazi oldu. Romanlar, egemen sınıfın kendilerine kırmızı elbise giydirip dans ettirip raks ettirdiği temaları görmek istemiyor. Görmek istediği temalar ise; Ekonomik, sosyal, kültürel, istihdam, barınma, konularında kalkınmalarını sağlayacak köklü üretimler ve köklü çözümlerdir.


13 Temmuz 2016 Çarşamba

Çeribaşı Akmaca Hayata Veda Etti


Sitemizin yazarlarından şair, yazar ve çeribaşı Cemil Akmaca, dün gece rahatsızlanarak hastaneye kaldırılmış ve saat 3.50 itibarıyla hayata veda etmiştir. Bir Türkiye Romanı tarafından kaleme alınmış ve yayınlanan ilk edebi eser olan "Çeribaşı Rüstem Aga'nın" yazarı olan Cemil Akmaca'nın Cingeneyiz.org başta olmak üzere çeşitli zeminlerde yayınlanmış çok sayıda şiiri ve deneme yazısı bulunmaktadır. Yaşamını ekmek kavgası başta olmak üzere birbirinden zor mücadelelerle geçiren, mahallesinin dağılmaması için çırpınan, yaşadığı acı ve haksızlıkları usta kalemi ile yüzbinlerce insana aktaran Akmaca ortaya koyduğu ürünlerle her daim yaşamaya devam edecek.




Akmaca'nın yazıları için tıklayın 

11 Haziran 2016 Cumartesi

Salih Kocatepe / Nazım Hikmet Ran'ın Şiirleri ve Zavallı Bir Çingenenin Eli


Söz konusu olan biz Çingeneler olduğunda, Nazım Hikmet'in bile nasıl ön yargılı olduğu açıkça ortada duruyor. Nazım şiirindeki celladın Çingene olup olmayacağı belli değil. O yine de varsayımlara dayanarak yalnızca "Zavallı Çingenelerin" cellatlık yapacaklarına inanıyor. Ve o Çingenenin elini  "kıllı, siyah bir örümceğe" benzetiyor. Ey Şairler, Ey halkım, Ey yazarlar, Ey senaristler, Ey politikacılar; Ey Evliya Celebi; Ey Camcı Birol; Müslümansanız bizlerin de Adem ile Havva’dan geldiğine inanıyorsanız, bilin ki sizlerle biz kardeşiz.


Atatürkçü Düşünce Derneği Fethiye Şubesi'nde şiirleri ile ölümsüz şair Nazım Hikmet anıldı.

03 Haziran 2016 Cuma günü sat 18.00 Fethiye Kültür merkezinde başlayan etkinlikte Fethiye Romanlar Derneği olarak bizde vardık. Atatürkçü Düşünce Derneği Fethiye Şubesi Gençlik kollarıyla beraber Nazım Hikmet Ran'ın 53.ölüm yıl dönümü ölümsüz şiirleriyle anıldı. Kalabalık bir kitle önünde okunan “NAZIM HİKMET VATAN HAİNLİĞİNE DEVAM EDİYOR HALA” şiiri herkesi ayağa kaldırdı, katılımcılar şiiri uzunca bir vakit çılgınca alkışladılar. Tam üç kez tekrar tekrar okundu. Nazım'ın her ve her şiirini okuyup bitiren gençler aldıkları kırmızı karanfilleri sandalye üzerinde duran Nazım’ın portresinin yanına saygıyla koydular. İste bu an görülmeye değer bir andı. 

Nazımın her şiiri dramatize edildi, unutulmaz bir güzellikti. Heyecanlandık ve gururlandık. Fakat Nazım’ın öylesi bir şiiri okundu ki içimden keşke okunmasaydı diye geçirdim. O şiir biz Romanları her okunduğunda yaralayan, rencide eden bir şiir.

30 Mayıs 2016 Pazartesi

Salih Kocatepe: Sulukule ve Fransız İhtilali


Fethiye Muhacir Romanlar Sosyal Dayanışma Derneği başkanı Salih Kocatepe "Sulukule ve Fransız İhtilali" başlıklı yazısında sadece Sulukule'nin değil, bir bütün olarak Türkiye Romanlarının genel olarak son on yıl içerisinde yaşadıkları gelişmeleri kendi cephesinden irdeliyor.

19 Mart 2016 Cumartesi

Mustafa Aksu: Çingenelere Yapılan Ayrımcılığın Çözümüyle İlgili Çalışmalarım


Ayrımcılık cehaletin, şartlanmışlığın, önyargılı olmanın, sevgisizliğin ürünüdür. Ayrımcılık insan hakları ihlalidir, insanlık suçudur. Ülkemizde bakanlık, başbakanlık, başbakan yardımcılığı, belediye başkanlığı yapan; vali, savcı, bürokrat emeklisi olan, bilim insanı olan, sanatın zirvesine ulaşan Çingeneler bu haksız ve ağır suçlamaların önlenmesiyle ilgilenmediler! Yaşananlara seyirci kaldılar! Bu hizmetlerin gerçekleştirilmesi bana nasip oldu.


10 Ocak 2016 Pazar

Mustafa Aksu: Anama Yakıştırılan Suçlamaya Bakın

Çingene olduğum için ortaöğrenim sırasında yaşatılan sıkıntılarım nedeniyle tahsilime ara vermek zorunda kaldım! Çalıştığım işte işime son verildi! Çingene olmayan nişanlımla evlenmeme Müslümanlık adına(!) engel olmak istendi! Evliliğimizin 45.yılında Çingene olduğumu yeni öğrenen baldızlarımın tepkileriyle karşılaştık! Araştırma ve sorun çözme çalışmalarım sırasında önerilerimi içlerine sindiremeyenlerin odalarından kovuldum!... Eğitimsizlikten kaynaklandığını düşünerek unutmaya çalıştım.