29 Temmuz 2017 Cumartesi

Mustafa Aksu / Eğitimli Olsalardı, Suçlamazlardı

Onurlu, duyarlı ve katıksız bir Çingene olarak, ülkemizde Çingene toplumuna sorumsuzca yapılan haksız ve ağır suçlamaların tekrarlanmaması dileğiyle, eğitim ve öğretim konusundaki düşüncelerimi açıklamak istiyorum.

Bana göre eğitim, insanların beyinlerini açan, ufkunu genişleten, fikri gelişmesini sağlayan bir anahtardır.

Çingene toplumunu yıllardır çeşitli kitap yazılarıyla kıyasıya suçlayanlar, kitabın her baskısında suçlamalarını sürdürenler, çıkartılmasını düşünemeyenler, başvurularıma kulak asmayanlar üniversite okumuş, mesleklerinde uzmanlaşmış, doçent ve profesör olmuş akademisyen kişiler. Öğrenimliler ama, eğitimli değiller!...

13 Temmuz 2017 Perşembe

Söz Uçtu, Yazı Kaldı: Cemil Akmaca'yı Saygıyla Anıyoruz

Şair, yazar ve Yahya Kemal Romanları çeribaşısı Cemil Akmaca'yı aramızdan ayrılışının birinci yıl dönümünde saygı, dostluk ve minnetle anıyoruz. Akmaca verdiği eserlerle yaşamaya devam ediyor. 
SÖZ UÇAR, YAZI KALIR!

4 Temmuz 2017 Salı

Metin Özbaskıcı / Ringe Meydan Okuyan Çingene: Rukeli Johann Trollman


"Mahkûmlar ringde dövüşen Rukeli’yi tanıdılar. Nazi askerlerine inat onlar da tezahürata başladılar. Naziler zaferden emin görünüyordu. Güçlü Alman boksörü Kapo Emil Cornelius, Rukeli’yi ezerek yenecek ve Alman üstünlüğünü gösterecekti. Emil Cornelius nefretle  Rukeli’nin üzerine saldırdı. Rukeli güçsüz ayaklarının üzerinde dans ediyordu. Nefret dolu saldırılarını savuşturduktan sonra rakibini sıkıştırarak onu yere serdi. Askerler şaşkındı. Mahkûmların sevinç çığlıkları göğe yükseliyordu".


29 Nisan 2017 Cumartesi

Salih Kocatepe / 23 Nisan'da İlk Kez Bir Makam Bir Roman Çocuğuna Teslim Edildi



Tekirdağ Büyük Şehir Belediye başkanı Kadir Albayrak 23 Nisan'da koltuğunu bir Roman Çocuğuna teslim etti.

Sembolik olarak başkanın koltuğuna oturan Süleyman Aykut Kara'nın Büyük Şehir Belediye Başkanı olarak ilk verdiği talimatlar şunlar oldu:

1-11 İlçemizde yer alan Roman mahallelerine çocuk parkı yapılmasını istedi.

2-Aydoğdu mahallemizin 13 Kasım İlköğretim Okulu'nun da diğer okullarla aynı eşit değerlerde eğitim ve öğretim görmesini istedi.

3-Roman Toplumuna Ayrımcılık yapılmamasını ve ön yargılı davranılmamasını istedi. 

24 Nisan 2017 Pazartesi

Metin Özbaskıcı / Almanya İzlenimleri

Yazarımız Metin Özbaskıcı Türkiye'den Roman temsilcilerin katılımıyla gerçekleştirdiği Almanya gezisinin notlarını paylaşıyor. Hem genel olarak Alman tarihi ve kültürü hem de Almanya'da yaşayan Romanlarla ilgili gözlemlerini paylaşan Özbaskıcı, Nazi geçmişinin Romanlara dönük gerçekleştirdiği baskı ve kıyım politikalarını da yazısında yer veriyor: "Devasa Yahudi soykırım anıtından sonra çok mütevazı, sanki zoraki yapılmış Porrajmos Sinti-Roman Soykırım Anıtı'na geldik. Anıt, baskıyı simgeleyen büyük bir taşın altında ezilerek yok olan bir Roman toplumunu anlatıyordu. Sanki gerçekleri saklamak için yapılmıştı.  Ve ziyaretçi sayısı yok denecek kadar azdı. Lobi gücü olmayan Roman toplumu, katledilen 500.000 Roman insanını dünya gündemine sokamıyordu. ... Roman katliamı önemsizleştiriliyordu. Hayır! Bu gerçek bir soykırımdı. Nazi döneminde 500.000 Roman katledilmişti".

24 Aralık 2016 Cumartesi

Cemil Akmaca / "KIPTİ"

Geçtiğimiz Temmuz ayında kaybettiğimiz; şair, yazar ve Yahya Kemal Romanları çeribaşısı, Cemil Akmaca'nın hakka yürüyüşünden kısa bir süre önce kaleme aldığı "KIPTİ" isimli öyküsü, Türkiye Romanlarının tarihinin bilinmeyen bir sayfasına ışık tutuyor. Bulgaristan'da uygulanan, Müslüman ailelerin soyadlarının zorla değiştirilmesi gibi baskıcı uygulamalardan kaçıp Edirne'ye gelen hasırcı, sepetçi ve kalburcu göçebe Romanların yaşadıkları, Romanlar arasında onlarca yıldır konuşulan ama hiç yazılmayan tarihi gerçeklere ışık tutuyor:


"KIPTİ" 

Yirmiye yakın çadırda üç aile toplanmış, herkes kendi işindedir. Kimi sepet örer, kimi kalbur yapar. Kimi ise hasır… Bu üç aile birleriyle iyi geçinen birbirleriyle dayanışma içinde olan dağınık bir ailedir. 

Reşat koşarak gelir. “ Abe elmas, koş bak ne getirdim”. Elinde eski bir koltuk vardır.  Elmas, “ Abe ne edecen bu koltuğu?”.  Reşat koltuğu çadırın yanına koyar. “Abe” der, “Görmez misin deri kaplama?”. Elmas, “eee?” der, “Ne olmuş deri kaplamaysa…”.  “Dur gösterem”. Koltuğa kurulur. “Abe yapasın bir çay da içelim biraz”. İlerideki kalburcular gelir.  “Abe Reşat, bu koltuğu bizim kızan bulmuştur, kandırıp elinden aldın. Ver koltuğu”. Reşat, “Abe ta nereden taşıdım biliyonuz mu? Senin sıska şopar nasıl taşır bunu”. “Olsun” der kalburcu, inat eder. Yıllardır arkadaş olduğu Cafer’le birden araları bozulur. Reşat kızgınlıkla koltuktan kalkar. “Abe al bakalım gücün yeterse. Koltuğu eliyle de çadırın yanına iteler”. Cafer “Abe” der, “Sen küçücük çocuğu kandırırsın, utanmaz mısın?”. Reşat, “Abe kaç sefer süyledim. Senin kızan bunu yerinden bile oynatamaz. Vardır yirmi kilo. Ta şehirden taşıdım”.

18 Eylül 2016 Pazar

Salih Kocatepe / Roman Dernekleri ve Cemil Akmaca


Romanlar, Türkiye’nin her yerinde her geçen gün ciddi ciddi dernekler kuruyorlar. Bu dernekler vasıtasıyla, Türkiye’de her fırsat eşitsizliğinde seslerini duyurmayı iyi biliyorlar. İl, ilçe, mahalle yönetiminde aday olup seçiliyorlar.

Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde, Cumhuriyet tarihinde bir ilk olan bir de millet vekilimiz var. ÖZCAN PURCU kardeşimiz. Türkiye’de azımsanmayacak sayıda Roman sivil toplum örgütlerimiz, federasyonlarımız ve de Konfederasyonumuz var. AMACIMIZ; iyi bir toplum olmanın yolunda, çağdaş ATATÜRK ilkelerinden ayrılmadan ilerlemek olmalıdır. Bugüne değin Roman toplumunun yaşayış biçimi olduğu savunulan “Bugün bulduğunu bugün yer yarını düşünmez” anlayışı artık mazi oldu. Romanlar, egemen sınıfın kendilerine kırmızı elbise giydirip dans ettirip raks ettirdiği temaları görmek istemiyor. Görmek istediği temalar ise; Ekonomik, sosyal, kültürel, istihdam, barınma, konularında kalkınmalarını sağlayacak köklü üretimler ve köklü çözümlerdir.