29 Temmuz 2017 Cumartesi

Mustafa Aksu / Eğitimli Olsalardı, Suçlamazlardı

Onurlu, duyarlı ve katıksız bir Çingene olarak, ülkemizde Çingene toplumuna sorumsuzca yapılan haksız ve ağır suçlamaların tekrarlanmaması dileğiyle, eğitim ve öğretim konusundaki düşüncelerimi açıklamak istiyorum.

Bana göre eğitim, insanların beyinlerini açan, ufkunu genişleten, fikri gelişmesini sağlayan bir anahtardır.

Çingene toplumunu yıllardır çeşitli kitap yazılarıyla kıyasıya suçlayanlar, kitabın her baskısında suçlamalarını sürdürenler, çıkartılmasını düşünemeyenler, başvurularıma kulak asmayanlar üniversite okumuş, mesleklerinde uzmanlaşmış, doçent ve profesör olmuş akademisyen kişiler. Öğrenimliler ama, eğitimli değiller!...


Eğitimli olsalardı; ellerinde kanıtlayıcı ve geçerli belgeleri olmadığı halde, koskocaman Çingene toplumunu inançsızlıkla, hırsızlıkla, fuhuşla suçlamazlardı. İftira etmezlerdi. Ayrımcılık, bölücülük yapmazlar, yapılmasına karşı çıkarlardı.

Eğitimli olsalardı; insanları anasını, babasını seçme şansı bulunmadığını, kendilerinin de Çingene olabileceklerini, Çingene isminin suçlanmaması gerektiğini düşünürlerdi… Her toplumda iyilerin de kötülerin de bulunduğunu, suç ve cezaların bireysel olduğunu, toplumsal suçlama yapmanın insanlık suçu olduğunu bilmeleri gerekirdi…

Anlaşılan hepsi, çocukluk ve gençlik yıllarında aile içinde ve çevrelerinde beyinlerine sorumsuzca yüklenen Çingenelere yönelik yanlış bilgilerin nasırlaşmasıyla oluşan şartlanmışlıktan, önyargılarından kurtulamamışlar…

“İnsanları önyargılarından kurtarmak, bir atomu parçalamaktan zordur” diyen Albert Einstein çok haklıymış… Yazık!...

Sorun çözme çalışmalarım sırasında görevde bulunan konuyla ilgili yetkililer de öyle. Onlar da yüksek öğrenimli bürokrat kişiler. Ama eğitimli değiller.

Öyle olmasalardı, çözüm çalışmalarına zorluk çıkarmazlar, tehdit edici davranışlarda bulunmazlar, odalarından kovmazlardı!...

Eğitimli olsalardı, talebimle ilgili başvurularımı oyalamazlar; savsaklamazlardı. Ama sonunda, çözümle ilgili işlemleri “istemeyerek yapmak” durumuna düşmezlerdi!... Düşmemeliydiler…

Öğrenimli olup da eğitimli olamamak çok kötü!...

Bana göre, insanlar öğrenimli olmasalar bile, isterlerse eğitimli olabilirler. Böyleleriyle karşılaştım. Çünkü eğitim, okumakla, düşünmekle, araştırmakla, eleştirmekle kazanılan bir olgudur.

Eğitimli kişi güzel, doğru, geniş düşünen, belgesiz peşin suçlama yapmayan, iftira etmeyen kişidir. “Yaratılanı severim, Yaratan’dan ötürü” özdeyişini inanarak kullanır.

Hurafelerin, safsataların etkisinde kalmaz. İnsanlara zararlı değil, yararlı; çıkarcı değil, bölüşümcü; ayrımcı değil, birleştirici olur… Beyinleri, gönülleri karartmaz, aydınlatır…


06.01.2016

Eski Yazılar

TEMEL METİNLER

ROMAN OLMAK NE DEMEKTİR?

Romanlar Balkanlar'da yaşayan en büyük Çingene topluluklarındandır. Roman toplumunun Romanes adı verilen bir dili ve başlangıcı Kuzey Hindistan'a dayanan bin yıllık bir tarihi bulunmaktadır. Romanların en eski ataları uzun yolculuklarına Hindistan'dan başlamış olsalar da Roman Çingeneleri gerçek anlamda bir Balkan toplumudur. Hem Romanes dili, hem de Roman kültürünün diğer özellikleri uzun bir göç sürecinin ardından Balkan topraklarında bugünkü şeklini almıştır.

***

Dünyanın dört bir yanında farklı Çingene kavimleri yaşamlarını sürdürmektedir. Bu kavimlerin ortak özelliği sahip oldukları topraklar, hayvan sürüleri ve geniş orman arazileri ellerinden alındığı için geçimlerini göçebe zanaatçılıkla temin etmek zorunda kalmış olmalarıdır. Roman toplumun ataları da yine kendilerine başka hiçbir alternatif bırakılmadığı için yüzlerce yıl boyunca sepetçilik, elekçilik, kalaycılık, demircilik, müzisyenlik, şifacılık gibi geleneksel Çingene meslekleri ile geçinmek zorunda kalmışlardır. Sanayinin yaygınlaşması ile birlikte geleneksel Çingene meslekleri büyük ölçüde yaygınlığını kaybettiğinde ise az sayıdaki şanslı Roman avukat, doktor, mühendis veya öğretmen olmayı başarabilmiştir. Günümüzde Balkanların her yerinde yaşayan Roman toplumunun büyük çoğunluğu ekmeklerini taştan çıkarmakta, yaşadıkları ülkelerdeki diğer kesimlerin çoğunlukla tercih etmediği düşük gelirli ve en zor işlerde çalışmaktadırlar.



ROMANLARIN TARİHİ

Sanayi öncesi dönemde geçimlerini göçebe zanaatçılıkla karşılayan tüm Çingene kavimlerinin kendilerine ait bir tarihi vardır. Balkan coğrafyasının en kalabalık Çingene gruplarından olan Romanlar da Hindistan'dan Avrupa'ya uzanan zorlu bir göç süreciyle başlayan bir tarihe sahiptirler. Roman toplumuna mensup bireylerin, toplumlarını hedefleyen önyargılar karşısında kişiliklerini ve toplumlarını savunabilmeleri ve kendilerini birlikte yaşadıkları toplumlara daha iyi anlatabilmeleri için bu tarihi bilmeleri büyük önem taşımaktadır.

Roman tarihi yazılı kaynaklardan öğrenilemez. Doğrudan doğruya Roman tarihine kaynaklık edebilecek çok az sayıda yazılı belge bulunmaktadır. Buna karşılık Roman tarihinin en büyük şahidi Roman dili, Romanestir. 1700'lü yılların sonlarından itibaren Romanes dilini inceleyen dilbilimciler bu dilin kimi özelliklerinden Romanların tarihine ilişkin çeşitli sonuçlar çıkarmışlardır. Romanes dilinin Avrupa'da konuşulan diller içerisinde yakın dönem Hint dilleri ile doğrudan ilişkili tek dil olması Romanların tarihinin Hindistan'da başladığını ortaya koymaktadır. Hindistan'da başlayan Roman tarihi, Romanların bir Avrupa halkına dönüşmesiyle devam edecektir.


BEN BİR ÇİNGENEYİM
Tarihin en eski devirlerinden beri korktular bizden. Adımızı Çingene koydular. Farklıydık. Daha yoksulduk. Daha özgürdük. Ama insandık. Tıpkı onlar gibi. Onlar bunun farkında değildi. Bizimle çalışmak, bizimle yaşamak, bizimle konuşmak istemediler. Biz yarattığımız göz nuru zanaatlerle onlara bir yaşam bahşederken onlar şehirlerinin unutulmuş köşelerine attılar bizi. Yoksulluk bitmeyen bir lanet gibi üstümüze çüktü. Çok acılar çektik.

Atalarım, bu haksızlıklardan kurtulmak için her yolu denediler... Haykırarak baktılar insanların gözlerine; bazen yalvararak! "Biz Çingene değiliz, insanız". Bizi kabul edin. Lütfen!

Bugüne kadar kimse onları dinlemedi. Çaresizliklerinin karşısında gülümsediler. Yoksulluklarıyla alay ettiler. Umutsuzluk bir karabasan gibi çöktü insanlarımızın üzerine.

Ben atalarım gibi umutsuzca yalvarmayacağım. Biliyorum ki gerçekten de biz farklıyız! Özgür, hırçın, dayanıklı, güçlü, insancıl, ve yaratıcıyız. Tarihin en barışçı insanlarıyız. Bu yüzden utanmam gerekmiyor.

Evet ben bir dokunulmazım. Acılarımızın verdiği güçle; çirkinlikler, kalleşlikler ve aşağılayan bakışlar dokunamaz artık bana. Temiz yüreğimize değil aşınmış ayakkabılarımıza bakanlar incitemez artık kalbimi. Madem ki binlerce yıldır ölüm tadında yaşadık hayatı; bundan sonra hiçbir güç dokunamaz tertemiz insanlığımızla beslenmiş kutsal özgürlüğümüze. Ben bir dokunulmazım.

Olduğum şeyle gurur duyuyorum. Herkes bilsin! Ben Bir Çingeneyim

ÇİNGENELER KİMDİR?

Çingeneler insanlık ailesinin ayrılmaz bir parçasını oluştururlar. En gerçek ve doğru manasıyla Çingeneler göçebe zanaatçı ataların çocuklarıdır. Tarihin en eski zamanlarından beri kimi insan grupları; tarım veya hayvancılıkla geçinmişlerdir. Çingenelerse çeşitli nedenlerden dolayı göçebe zanaatçılıkla yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Biz Çingenelerin ataları; sepet, elek, metal eşya, kalay vs gibi ürün ve hizmetleri meydana getirerek bunları tarım ve hayvancılıkla geçinen diğer toplumlara satmışlardır. Bizim atalarımız diğer toplumlar gibi hayvan sürülerine ve geniş topraklara sahip olmadığından göçebe zanaatçılıktan başka bir geçim imkanı bulamamışlardır. Aslında Çingenelerle Çingene olmayanları birbirinden ayıran yegane fark budur.

Sanıldığı gibi bizlerle diğer insanları birbirimizden ten rengi, ırksal özellikler ya da dil ayırmaz. Esmer Çingeneler kadar beyaz tenli ya da sarışın Çingeneler de vardır. Farklı ırklara mensup Çingene grupları da vardır. Farklı diller konuşan Çingene grupları da vardır. Ama tüm Çingenelerin ortak özelliği atalarının binlerce yıl boyunca göçebe zanaatçılıkla geçinmiş olmalarıdır. Bugün birey olarak bir Çingene hangi mesleği yapıyor olursa olsun, insanlığın ilk zamanlarında atalarının göçebe zanaatçı olması onun da Çingene toplumuna ait olduğunu gösterir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder