Ben Bir Çingeneyim
Amacımız
Çingeneler Kimdir?
Biz Kimiz?
Güncel
Dünya
Etkinlikler
Ropörtaj
Yazarlar
Kampanyalar
Arşiv
Fotoğraflar
Forum
Ziyaretçi Defteri
Linkler
E-Kütüphane
Radyo Çingene'de Dj Olmak İster misiniz?
ENGLISH

Romanlar, Abdallar, Elekçiler, Domlar, Lomlar, Mırtipler! Çingene olarak adlandırılan veya kendisini Çingene olarak kabul eden herkes! Burası sizin siteniz.

Çingenelerin Sitesine Hoşgeldiniz
Cingeneyiz.org Gönüllü Başvuru Formu
FLAMA
ANASAYFA

Dünya

Avrupa'da Çingeneler ve Suç (3) 04/12/2010

Avrupa'da Suç ve Çingeneler hakkındaki yazı dizimizin son inceleme ülkesi Fransa. Fransa, bir yandan modern demokrasinin beşiği, "özgürlük, eşitlik ve hürriyet"in ülkesi. Diğer yandan Avrupa Birliği'nin önde gelen ülkelerinden biri olarak, işsiz Çingenelerin giremediği, girseler dahi sınırdışı edildiği bir ülke.

Fransa 2010 yılını Çingenelere karşı uyguladığı ayrımcı politikalarına bir başkasını daha ekleyerek kapatıyor. Sarkozy'nin 28 Temmuz 2010 tarihinde başlattığı "suç karşıtı insiyatif" kapsamında, bugüne kadar 1230 Çingene sınırdışı edildi. Sınırdışıların gerekçesi "yasalara aykırı şekilde yerleşen" Çingenelerin, kurdukları kaçak yerleşim bölgelerinde "fuhuş yapılması ve çocuk istismarı" olarak gösterildi.

Sınırdışı edilen Çingeneler 2007 yılında Avrupa Birliği'ne katılan Romanya ve Bulgaristan'dan geliyorlardı. Yani sınırdışı edilen Çingeneler aynı zamanda Avrupa Birliği vatandaşları ve dolayısıyla serbest dolaşım hakları bunuyor. Avrupa Birliği'nin içlerinde Fransa'nın da bulunduğu eski üyeleri, yeni katılan üyelerin vatandaşlarına 7 yılı geçmemek üzere çalışma ve oturma kısıtı getirebiliyorlar. Ne var ki 2008 yılında Fransa hükümeti yeni üyelerin Avrupa Birliği ile bütünleşmelerine katkı yapmak için bu kısıtlamayı hafiflettiklerini açıklamıştı. Bu kararın alınmasından çok kısa bir süre sonra, 2009 yılında Roman Çingeneleri sınırdışı edilmeye başlandı. 2010 sonu itibariyle ülkeden gönderilen Çingenelerin sayısı 12 bin civarında.

Fransız Vatandaşı Olmak yada Olmamak

Fransa'nın Çingenelere uyguladığı ırkçı politikaları göçmenlik ve vatandaşlık bağlamında değerlendirmek, resmin bütününü görmeyi sağlıyor. Bunun için öncelikle "Fransız vatandaşı olmak nedir?" sorusunu sormak gerekiyor. Aslında Fransız vatandaşı olmak için Fransız kanı taşımak ya da Fransız soyundan gelmek şeklinde bir şart yok (Zaten bir Fransız ırkı diye bir şey de yok). Önemli olan Fransa sınırları içinde olmak ve oradaki insanlarla kader birliği yapmaktır. Bu açıdan bakıldığında Fransa'ya göç etmiş, orada yaşamını kazanmaya uğraşan, oranın kurallarına uyum sağlayan herkes; kim olursa olsun, nerden gelirse gelsin Fransız vatandaşı olabilir. Sözde durum böyleyken özde durum nasıl sorusu sorulduğunda ise karşımıza göçmenler çıkıp, "durum özde böyle değil" diyorlar.

Fransa'nın Ötekileri Göçmen Vatandaşlar

Fransa'nın "ötekileri" hep vardı. Eşitlik, özgürlük, hürriyet diye yerin göğün inlediği 1789'da Yahudiler ve kadınlar ötekiydi. Bugünse Çingeneler, Afrikalılar ve diğer göçmenler Fransa'nın ötekileri. Öteki olmak, vatandaş olsan bile ayrımcılığa uğramak; öteki olmak, sırf rengin biraz daha koyu diye durup dururken Fransız polisinin gelip size kimlik sorması; öteki olmak, üniversite mezunu olsanız bile işsiz olmanız, bir yere başvuru yaptığınız zaman sırf doğum yeriniz Afrika'da bir ülke olduğu için veya suretinizin daha esmer olması nedeniyle sizin yerinize, sizinle aynı nitelikte olan başka birisinin işe alınması demek.

1960'lardan itibaren net bir şekilde görülen bu ayrımcılığın bugünkü görüntüsü Çingenelerin sınırdışı edilmesi. 1961'de Paris'te yaşayan Cezayirliler özgürlükleri için yürüyüş yaparken, "eşitlik, özgürlük ve hürriyet" anlayışına ne kadar uyduğu hiç sorgulanmadan 30 bin Cezayirli Fransa tarafından kana bulandı. 1962 yılında bağımsızlığını kazanan eski Fransız sömürgesi Cezayir'den, bu tarihten sonra da Fransa'ya göçler devam etti. Çoğu Cezayirli Fransız vatandaşı oldu. Günümüzde Fransa'nın "öteki" olmayan vatandaşlarında işsizlik %5 iken, "öteki" vatandaşların işsizlik oranı %26,5.

Göçmen Gettoları ve Suç

Benzer bir durum Çingeneler için de geçerli. Fransa'da Çingeneler ve Afrikalılar banliyölerde birlikte yaşıyorlar. Göçmenler bir arada, kentlerin etrafındaki banliyölerden her gün kente akıp iş arıyor; kağıt/plastik/metal topluyor, tenlerinin renkleri, kıyafetlerinin kalitesizliği yüzünden polisin rastgele kimlik kontrollerine maruz kalıyor ya da suç itiliyorlar.

Bir gettoda işsizlerin oranı %26,5 ise akşam eve gidecek ekmek nasıl bulunur? Göçmen olduğunuz için iş bulamıyorsanız ne yaparsınız? Kağıt/metal/plastik toplayarak haftada kaç Avro kazanabilirsiniz? Cevapları hepimiz biliyoruz. İş bulamazsanız para kazanamazsınız; düzenli beslenemezsiniz, sağlığınızdan olursunuz, genç yaşta ölürsünüz, çocuklarınızı okula gönderemezsiniz bütün bunlar etrafınızda yaşanmaktayken belki de vicdanınızı sesini daha fazla dinleyemez, karnınızı doyurmak için suç işlersiniz.

Fransa gettolarında bunlar oluyor. 2005 yılında Paris gettolarında vatandaşların yaygın işsizliği ve yaşanılan ayrımcılık şiddet hareketlerinin ortaya çıkmasına neden oldu. Yönetim yaşanan şiddet olaylarını zor kullanarak bastırdı. Göçmenlik ve "Ulusal Kimlik"ten sorumlu bir devlet bakanlığı kurdu. Bakanlık ne mi yaptı?

-2006'da vasıfsız, Fransız dili ve "kültürüne" aşina olmayanların Fransa'ya göç etmesini zorlaştıran bir kanun hazırladı ve kanun kabul edildi.

-Fransız dili ve "kültürüne" aşina olmayan ama bir şekilde Fransa'ya göç etmiş olan göçmenleri sınırdışı etmek için kolları sıvadı 2008 için 28 bin sınırdışı hedefledi, hedefini büyük bir başarı ile tutturup üstüne 2 bin daha ekledi.

-Bir internet sitesi kurup burada "Sizce Fransız olmak ne demektir?" sorusunu yönetti.

Sonuç, 2010'un Temmuz ayında Grenoble kentindeki, ağırlıklı olarak Çingenelerden oluşan bir gettoda bazı şiddet olayları yaşandı. Bu olaylar sonrasında Sarkozy'nin suçla mücadelesi başladı ve o tarihten sonra Çingeneler sözde "kendi rızalarıyla" ülkeden gönderilmeye başlandı.

Şimdi soru sorma sırası bizde. Sahi o olaylar neden çıktı ve sizce Fransız olmak ne demek?

Haberin Videosu: