Ben Bir Çingeneyim
Amacımız
Çingeneler Kimdir?
Biz Kimiz?
Güncel
Dünya
Etkinlikler
Ropörtaj
Yazarlar
Kampanyalar
Arşiv
Fotoğraflar
Forum
Ziyaretçi Defteri
Linkler
E-Kütüphane
Radyo Çingene'de Dj Olmak İster misiniz?
ENGLISH

Romanlar, Abdallar, Elekçiler, Domlar, Lomlar, Mırtipler! Çingene olarak adlandırılan veya kendisini Çingene olarak kabul eden herkes! Burası sizin siteniz.

Çingenelerin Sitesine Hoşgeldiniz
Cingeneyiz.org Gönüllü Başvuru Formu

ANASAYFA

Güncel

Abdi İpekçi Buluşması Gerçekleşti 15/03/2010

Roman Sanatçı Elmas Arus'un Konuşması İçin Tıklayın

Sayın Başbakanım,
Değerli Hükümet Üyeleri,
Değerli Konuklar,
Sevgili Roman Kardeşlerim, 
Hepinize Merhaba… 
 
Bugün hepimiz Türkiye’nin dört bir yanından ve Avrupa’dan burada bir araya geldik. Geldik, çünkü bir meramımız var… Ama öncelikle bizlerin burada buluşmasını sağlayan Sayın Başbakana ve Devlet Bakanı Sayın Faruk Çelik’e, Sayın Bursa milletvekili Ali Koyuncu’ya, sayın İstanbul milletvekili Nursuna Memecan’a teşekkür etmek istiyorum…

Başta bu salonu dolduran sevgili kardeşlerim olmak üzere, tüm vatandaşlarımızla Sayın Başbakanla,  muhalefet partileriyle, bütün politikacılarla, tüm karar vericilerle ve  dünyayla paylaşacağımız bir meramımız var…  Kardeşlerim, Doğduğumuzda, daha henüz hiç kimse bizi Çingene-Roman diye aşağılamaya başlamadan önce, gül kokulu bebeklerden biriydik. Anamızın sırtındayken başkalarının gözünde sadece “acınacak” varlıklardık. Ve derme-çatma evlerimizden sokağa adımımızı attığımızda...
Bizimle çelik-çomak, evcilik oynamaktan kaçanları gördükçe... Dönüp dönüp annemize sorduk:

NEDEN?  ABC’yi öğrenmek için üniformamızı giyip okula başladığımızda... Annemiz sandı  ki, aynı üniformayla, fark edilmeyiz,  kayboluruz okullu çocukların aralarında.  Kaybolamadık ne yazık ki… 
Ayağımızdaki ayakkabı, bir de şivemiz ele verdi bizi. Önce sıra arkadaşımızı yanımızdan ayırdılar. Sonra bizi sınıftan... Öğretmenimiz bizi en arka sıraya oturttu. Bizler daha o yaşlarda sırtımızdaki üniforma gibi istediğimiz zaman çıkaramayacağımız bir başka üniformayı  keşfettik. Anladık ki bu üniforma bir hayat boyu çıkmaz.

Bir Romanın dediği gibi: “Her şeyden önce insanız. İnsan olduğumuzu kabul ettirmek için, Romanlığımızı inkara kalkışmışız”.  Biz Romanız. Biz bugün buradayız  çünkü: Bu üniforma ile açtığımız gözlerimizi, bu dışlanma,  bu önyargılarla kapatmak istemiyoruz. İşte bu yüzden diyoruz ki: Henüz yüzde 80’imiz okuma-yazma bilmiyorsa, bu ayıp hepimizin ayıbı. Bizler okumayı  da, yazmayı da severiz. Yeter ki... Okullarda aşağılanmayalım.  Şehrin çöplüğünü hurdalarını toplayıp geri dönüşüme kazandırırken ellerimiz pis olsa da ruhumuz pis olmaz. Yeter ki zabıtalar hurda çek çeklerimize el koymasın… İnsanlıktan yoksunluk, yoksulluktan daha tehlikelidir,  bilirsiniz.  

Sarıgöl’de bir camide namaz kılan Şadi amcadan rahatsız olup  “Çingeneye bak önümde namaz kılıyor” diyenlere sesimizi duyurmak için... Her sabah bir viyadükteki çadırdan tertemiz önlüğü  ile okul yoluna düşen Gamzeler için... Hiçbir yerde Romanlar ağlamasın,  yersiz yurtsuz kalmasın diye buradayız.  Yarı  yıkık evlerde bakımsızlıktan ölen Gökhan bebeklerin, çadırlarda ölen Zeynep bebeklerin sesini duyurmak için buradayız.

Selendi’de çocuklar linç edilmekten korktukları  için çeyiz sandıklarına kendilerini kilitlemesin diye... Nergis, Çingene ismidir diye torunun adını değiştirmek isteyenlere; “Nergis çiçektir. Romanlar, Çingeneler de bahardır” demek için buradayız.  Sayın Basın mensupları… Bizi görünce aklınıza hemen oynamamız gelir biliriz. Buraya gelirken yöneticileriniz “göbek atanları kaçırmayın” demiştir belki de...
Hoş  onların öyle demesine de gerek yok ya… Bizler evsiz, aşsız da kalsak, sizler gelip bizlere “hadi bir oyna”  dersiniz. Haklısınız, bizler dans eder, çok iyi şarkı söyler, her türlü enstrümanı da gözümüz kapalı çalarız. Keyifli insanlarız sizin anlayacağınız.  

Hani derler ya; ''Romanın malını  eşeğe yüklemişler dolmamış, keyfini deveye yüklemişler almamış.'' Evet, keyifli insanlarız. Ama bilir misiniz ki bu keyif nasıl bir keyiftir? Bizler Cehennem mahallelerinde açlıkla, yoklukla “idara, müdara, dubara” ile Cennet’teymiş gibi kalkar, hepinize günaydın der, lavanta kokular satarız. Bilir misiniz ki, biz  kağıt toplarken umutlarımızı  da toplarız çöplerden? Bilir misiniz ki, sizlere çiçek satarken sevginizi de isteriz… Bilir misiniz, kimse bizim çocuklarımıza “büyüyünce ne olacaksın”  diye sormaz. Neden sormazlar bilir misiniz? Kaderleri bellidir de ondan.İşte biz bu kaderi değiştirmek için buradayız.

Bizim de çocuklarımız büyüyünce, sizin çocuklarınız gibi “doktor, mühendis, polis, öğretmen, tarihçi, profesör, hatta Başbakan olacağım” desin diye... İşte bu yollar açılsın diye BURADAYIZ.  Bu yüzden sayın Basın Mensupları, yarın sadece “oynadılar”  diye yazmayın. Bizim meramımızı  ve önümüzü  açmanın yollarını  da yazın. Bizim de hayallerimiz olduğunu… Ve canımız acıdığında bizim de ah dediğimizi yazın.  Evet … Cehennem mahallelerinde cennetteymiş gibi kalkıyoruz, çünkü biliyoruz ki...

Bir gün mutlaka gerçek cennet mahallemizde, bizim de çocuklarımız ayrı  odalarda  ders çalışacak... Bizim de her akşam elimize bir gazete alıp, içini okuyup, memleket hakkında yorum yapacak zamanımız olacak, tıpkı sizler gibi… Bugün sofraya ne koyacağımızı düşünmeden,   Çok şey mi istiyoruz?... Başka ne mi istiyoruz?  Biz mahallelerimizde insanca koşullarda yaşamak istiyoruz. Oraya buraya sürülmeden, insanca onurumuzla yaşamak istiyoruz. Sosyal iyileştirme istiyoruz… Sağlık güvencesi, iş, okul  istediğimiz için BURADAYIZ.  Başka ne mi istiyoruz? Bir de dünyadaki diğer kardeşlerimiz için iyi şeyler istiyoruz.

Bir daha Çek Cumhuriyeti’nde Roman olduğu için  kadınlar kısırlaştırılmasın diye... Dünyanın hiçbir ülkesinde sağlıklı Roman çocuklar, zihinsel engelli çocuklarla aynı okula gönderilmesin diye... Macaristan da Roman işçiler fabrikalarda sırtlarında “aşağılık ırk” yazan işçi tulumları ile çalışmasın diye, Bulgaristan’da Roman olduğu için işe alınmayan Roman kalmasın diye... Yunanistan’da yoksul Romanlar, Olimpiyatlar sırasında ülkenin imajı  bozulmasın diye barakalarından atılmasın diye...İtalya da sadece ve sadece  Roman oldukları için çocuklardan parmak izi alınmasın diye… Ve... İkinci Dünya Savaşı’nda sadece Roman olduğu için katledilen 1.5 milyon Romanı hep birlikte analım diye…

Bir daha katliamlar, soykırımlar olmasın diye..  Ve hiç  kimse ama hiç kimse; Romanya’da, Hindistan’da, Makedonya’da dünyanın dört bir yanında sadece Roman oldukları için zulüm görmesinler diye... Türkiye’nin dört bir yanından geldik, Ve diyoruz ki son olarak, Bilirsiniz bizim küsmelerimiz tülbent kuruyuncaya kadardır. Bizler bugün bir geleneği bozup tülbentin bile kurumasını beklemeden,
bize bugüne kadar önyargı ile bakan herkesi affetmeye, birbirimizi tanımaya, öğrenmeye, beraber bu hayatta birlikte yürümeye ve insanlığımızdan şüphe duyanlara; “ Roman kardeşlerimizde insan, insan, insandır” dediği için Sayın Başbakanımıza çok teşekkür etmeye geldik.

Hepinizi sevgiyle kucaklıyor, saygılar sunuyorum.