
Romanlar, Abdallar, Elekçiler, Domlar, Lomlar, Mırtipler! Çingene olarak adlandırılan veya kendisini Çingene olarak kabul eden herkes! Burası sizin siteniz.

Haftanın Gündemi
16-24 Ocak 2007
Avrupa Konseyi Avrupa'da çok ciddi bir tehdit haline geldiği düşünülen ırkçılık sorununu konu alan bir televizyon programı hazırladı. Programa katılan uzmanlar konu ile ilgili somut olaylara değindiler ve kamuoyunun özellikle Çingeneleri hedef alan ırkçı saldırılar konusunda bilgilenmesi amacıyla çeşitli açıklamalarda bulundular. Bu tarz haber programlarının yaygınlaşmasının çok önemli olduğuna inanıyoruz. Avrupa kamuoyunda asrımıza yakışmayan kavmiyetçi, ırkçı fikir ve eğilimlere karşı bir duyarlılık geliştirilebilirse Avrupa'yı mezbahaya çevirme niyetindeki ırkçı teröristler kendilerine taban bulamayacaklardır.
Avrupa Birliği'nin en üst kurumlarını endişeye sevkeden olaylar nasıl başlamıştı, hatırlamakta fayda var. Geçmişte yaşanan olayları aklımıza iyice kazırsak tarihten dersler çıkartabiliriz. Uyanık oluruz. 90'lı yıllarda çeşitli Balkan ülkelerinde bir takım kitlesel hadiseler meydana geldi. Çeşitli gerekçelerle özellikle Çingene yerleşimlerine büyük kitle yürüyüşleri yapıldı. Yüzlerce yıl birlikte yaşadıkları komşularına yabancılaşan insanlar bir anda birbirlerine düşman kesildiler. Bu tip olayların fitilini çoğu zaman küçük bir atışma ya da gençler arasındaki basit bir tartışma ateşlemiş, olaylar hızla büyük bir toplumsal gerilime dönüşmüştü.
Tony Gadlif'in Gadjo Dilo filminde bu tarz olayları anlatan ve oldukça iyi tasarlanmış bir sahne vardır. Alkollü bir Çingene genci hapisten çıktıktan sonra daha çok Rumenlerin gittiği bir meyhaneye gider. Meyhanede bir başka masada oturan birkaç kişi ile Çingene genç arasında bir atışma olur, kavga çıkar. Ne var ki olaylar burada kapanmaz. Çingene gencin taşkınlığı büyütülerek kulaktan kulağa yayılan efsanelerle bir infial yaratılır. O bölgedeki yüzlerce Rumen büyük bir kalabalık halinde Çingene yerleşimine saldırır. Evleri ve çadırları yakarlar. Çingeneler o bölgeden göç etmek zorunda kalır. Bu olayın Gadlif'in filmine konu olarak alınması boşuna değildir. Zira bu ve benzeri olaylar defalarca Balkanların farklı bölgelerinde yaşanmış; Çingeneler ve komşuları arasındaki yüzlerce yıllık birlikte yaşama kültürü bu olaylarla yerini telafisi zor bir düşmanlığa bırakmıştır.
Bizim için önemli olan bundan sonrası. Ne yazık ki o dönemde bu olayların failleri kanunun emrettiği şekilde cezalandırılmadılar. Cana kıyanlar, ev-bark yakanlar, çoluk çocuk sabi sübyanı kendine düşman sayanlar adaletin keskın kılıcına tanımadılar. Hatta kimi yerlerde haklı bulundular. Sırtları sıvazlandı. İşte bu durum asla ortaya çıkmaması gereken bir düşüncenin toplumda yaygınlaşmasına neden oldu. Çingenelere istediğinizi yapabilirsiniz, kimse sizi cezalandırmayacaktır! Atış serbest! Bundan yüzbulan, kendilerine güvenleri gelen bir takım ırkçı fosiller kendilerine gençlik arasından taraftarlar bulmaya çalıştılar. Nazi kamplarının, Hitler'in insanlık dışı fikirlerinin propagandasını yaptılar. Ademoğullarını alçak ırk, üstün ırk diye ayıran saçma sapan fikirleri haklıymış gibi göstermeye çalıştılar.
Balkanların her yerinde ırkçı partiler ve onlara bağlı silahlı terör gurupları büyük bir hızla yaygınlaştılar. Rahattılar. Korkuları yoktu. Ne de olsa bu gruplara üye olan gençler çocukluklarında Çingene yerleşimlerinin yüzlerce insanın katılımıyla yerle bir edildiğini görmüşlerdi. Üstelik bu olayların failleri ve kışkırtıcıları cezasız kalmışlardı. Bu rahatlığın verdiği küstahlıkla daha da cesur hale geldiler. Kimsenin ruhu bile duymadan ırkçı terör yaygınlaştı. Gün ortasında fakir fukaranın evlerine molotof kokteyleri ile saldırabilecek bir azgınlığa ve pervasızlığa ulaştı.
Bugün ırkçı terör sadece Çingeneleri hedef almıyor. Yahudiler, Müslümanlar, Türkmenler, turistler... Herkes onun hedefinde. Şimdi anlıyoruz ki geçtiğimiz 6-7 yılda kardeşlerimizi hedef alan saldırılar sadece talimmiş. Eğitim ve örgütlenme sürecinin neredeyse tamamlandığını düşünen ırkçı teröristler bundan sonra başka grupları da hedef almaya başlayacaklar. Ne yazık ki bütün bu korkunç acılar yaşandıktan sonra, ancak şimdi TV ekranlarında bu konunun tartışılmaya başlandığını, yetkililerin konu ile ilgili bir duyarlılık yaratmaya çalıştıklarını görüyoruz.
Keşke daha erken harekete geçilebilseydi. Keşke daha ilk toplumsal taşkınlıklar yaşandığı sırada adalet yerini bulabilseydi. Yine de zararın neresinden dönülürse dönülsün kardır. Hiç şüphe yok. Tarihi bir dönüm noktasındayız! Avrupa ya 2. Dünya Savaşı'nın dehşet dolu günlerine geri dönecek; insanlık bir kez daha ırkçılığın, zalimliğin ve alçaklığın karabasanıyla yüzleşmek zorunda kalacak. Ya da insanlığın ortak vicdanı harekete geçerek bu kötü gidişata dur diyecek.
Arşiv
Selendi Üzerine 2 / 09-17 Ocak 2009
Selendi Üzerine 03-09 Ocak 2009
Cingeneyiz.org: İddiasını Varlığı ile Doğrulayan Girişim 20/08/2009

