Ropörtaj
‘Mastika’yı bir de Kultur Shock’tan dinleyin. ‘Balkan punk’ını, ‘çingene metal’i ve bildiğiniz ‘düğün müziği’yle birleştirip, üzerine Bulgaristan, Amerika, Japonya ve Bosna’nın isyanını ekleyin. Ortaya hiç de yabancı olmadığınız bir tür çıkıyor. CNBC-e dergi, Hıdırellez öncesi İstanbul’da konser verecek olan grubun solist Srdjan Yevdjevich, namı diğer Gino ile konuştu.
Amerika’ya ne zaman göç ettiniz?
1995’teki savaştan sonra, Amerika’daki tiyatrolarda oynanması için bir oyun yazdım (Saraybosnadaki savaşla ilgili). İlk Kultur Shock konserini ise Joan Baez’in alt grubu olarak 1996 yılında verdik (akustik bir konserdi bu). Daha sonra bir kaç defa Saraybosna’ya döndüm, fakat uzun süre burada kalabilmem için geçerli bir sebep bulamadım, savaş sona ermişti. Bir şekilde savaşla birlikte şehirdeki tüm heyecanda bitmişti. Maddiyatçı dünya kollarını sıvamıştı. Amerika’nın tamamıyla maddiyatçı bir dünya olduğunu biliyorum, ama orada bu olguyla başa çıkabiliyorsun çünkü çok büyük bir ülke. Benim entellektüel ve artistik tatminlerimi dinleyecek çok fazla insan var.
Sizi ülkenizden ayıran başlıca sebep neydi?
İşimi yapmak. Alternatif müziği icra edebilmek. Bunu Saraybosna’da daha fazla sürdüremeyecektim. Ekmeğimi müzikten kazanabilmek için daha ticari işlerle uğraşmam gerekiyordu ve bundan da çok sıkılmıştım. Biliyorsunuz işte 80’lerde yaptığım pop işler. Gençtim o zamanlar. Gençken paraya, keyif verici maddelere ve kızlara ihtiyaç duyuyorsunuz. Güzel zamanlardı ama bu işlerden çok sıkılmaya başlamıştım. 90’lardaki savaş beni tamamen değiştirdi. Sadece beni de değil, savaş herkesi değiştirdi. Hayatın arkasında bile tam olarak durmadığım işlerin peşinde koşarak harcanamayacak kadar kısa olduğunu anladım. O zaman karar verdim; sadece keyif aldığım işlerle uğraşacaktım. Diğer insanların, dinleyicinin, radyo istasyonlarının, menajerlerin, plak şirketlerinin veya diğerlerinin değil, sadece benim istediklerim olacaktı. Maddiyat gözümden tamamen düştü, aslında savaşı yaşamış olan herkesin gözünde beş para etmiyor artık.
Ülkenizden ayrılmadan önceki grubunuzun adı neydi?
Gino Banana. 3 albüm yayınladık. Biri gümüş ve diğer ikisi altın plak ödülü aldı.
Müzik yapmaya başladığınızda sizi etkileyen sanatçılar kimlerdi?
David Bovie, Queen, Prince, Cocney Rebell, Led Zeppelin, Deep Purple, The Ramones, The Stranglers, Sex Pistols.
Kultur Shock nasıl bir araya geldi peki?
1996 senesinde kurulmuş akustik bir gruptuk. Bir sene sonra içinde olduğumuz dünya müziği turnesinden atıldık. Sanırım yeni dönem hippilerine nazaran biz çok daha vahşi ve gürültücüydük. Hepsinin canı cehenneme, 1998 senesinde fişimizi taktık ve bir canavar yarattık. Çok gürültülü olduğumuzu söylüyorlardı. Asıl şimdi gürültü neymiş görsünler. Onlara “asıl gürültü” nasıl olurmuş göstereceğiz!
Müziğinizi belli bir kategoriye sokmak hakkında ne düşünüyorsunuz bilmiyorum ama diğer “çingene punk” gruplarıyla ilişkiniz nasıl?
Hayır hiç bir kategorizasyona inanmıyorum, ama bizi bir yere yerleştirmek zorundalar. Sanırım bizler o bahsettikleri “çingene punk”larız.
“Göçmen punk”ın Amerika’daki müzik hareketine nasıl bir etkisi oldu? 70’lerdeki punk hareketiyle bunu karşılaştırabilir miyiz?
Hayır aslında karşılaştıramayız. Çünkü punk kuzey hareketiydi, kuzeyliler tarafından kuzeyliler için yapılan bir müzikti. Biz nereye gitsek yabancı kalacağız. Onların dilini konuşmayan yani anlaşılması bile güç olan 3. dünya ülkelerinin muhalifleriyiz. Amacımız sadece artistik veya müzikal anlamda bir şeyler yapmak değil, aynı zamanda politik bir tarafımız da var. Sosyal adalet ve ayrımcılığa karşı savaşıyoruz. Aslında Siz (Türkler) ne demek istediğimizi daha rahat anlayabilirsiniz.
Solo projeleriniz var mı?
Benim bir kaç tane var; Zulum (çingene akustik flamenko projem). Her sene Seattle’da bir Shakespeare oyununu hazırlıyorum, yönetiyorum ve oynuyorum. Ayrıca Cornish College of Arts’ın drama bölümünde de öğretmenim.
Bildiğimiz kadarıyla New York’taki Çingene Festivali’nde sahne aldınız. Nasıl bir deneyimdi bu? Farklı kültürler ama aynı düşünceler, aynı amaç etrafında?
Hayatımın en güzel günleriydi. Akadaşlarımız olan Gogoll Bordello ve tabii tüm dünyadan diğer Çingene müzisyenlerle bir araya geldik. Her birimizin lehçesi farklı olmasına rağmen bir şekilde birbirimizi anlıyorduk.
Bu vereceğiniz İstanbul’daki ilk konseriniz mi olacak?
Evet ve bunun için çok heyecanlıyız.
İstanbul’dan bir konser teklifinin geldiğini duyduğunuzda ilk ne düşündünüz?
İnanamadık. Yıllardır İstanbul’a gelmek için çabalıyorduk. Sizlerle paylaştığımız bir çok ortak yön var. Müzik de bunlardan biri. Mutlaka biliyorsunuzdur, Bosna 500 sene Osmanlı İmparatorluğu’nun bir parçasıysı. İşte bu yüzden bizim müziğimiz de sizinkine oldukça benziyor.
Halihazırda İstanbul adında bir şarkınız var. Nedir bunun hikayesi. Grup elemanlarından biri İstanbul’da bir kıza veya şehrin kendisine mi aşık oldu?
Yok hayır kız değil, şehrin ta kendisi. İstanbul kendimi en rahat ve evimde hissettiğim yer.
Konserinizde Türk dinleyicileriniz için bir süpriziniz olacak mı?
Tabii, bizim şovlarımızın hepsi süprizlerle dolu, bekleyin ve görün!
Son olarak Türk dinleyicileriniz için söyleyeceğiniz bir şeyler var mı?
Evet, bir an önce konsere başlamak istiyorum!