
Romanlar, Abdallar, Elekçiler, Domlar, Lomlar, Mırtipler! Çingene olarak adlandırılan veya kendisini Çingene olarak kabul eden herkes! Burası sizin siteniz.
Haftanın Gündemi
Ali Mezarcıoğlu
Kurbağanın Taşıdığı Umut 20/09/2010
Geçtiğimiz günlerde kurbağa toplayıcılığı yaparak geçinen kardeşlerimizi anlatan bir haber yayınlandı sitemizde. Bir dernekleri var bu kardeşlerimizin, Kurbağa Yetiştiricileri Derneği. Daha önce kurbağa topladıkları gölet kuruyunca derneğin girişimleri ile Edirne Eskikadın Köyü yakınlarında bir gölet oluşturulmuş. Kardeşlerimiz umutlular, bu gölden yılda yaklaşık yüz ton kurbağa tutulabileceğine inanıyorlar. O kadar ki talebin oldukça fazla olduğu Gürcistan ve Fransa'ya ihracat yapmak için gerekli hazırlıklara çoktan başlamışlar.
***
Doğrusu derneğin bu konudaki çalışkanlığını takdir etmemek mümkün değil. Hem dernek Başkanı Metin Örs Bey hem de derneğin diğer yetkilileri kendileri ile kadar övünseler az. Yaptıkları işin örnek bir çalışma olduğunu söyleyebiliriz. Üstelik sadece Türkiye Çingeneleri için değil, benzer sorunları paylaşan dünya Çingeneleri için de Kurbağa Yetiştiricileri Derneği'nin yaptığı çalışma çok önemli.
Bu köşeden daha önce defalarca vurguladık. İşsizlik ülke genelinde oranı %10 civarındayken bizim toplumumuzda bu oran %50'nin üzerine çıkıyor. Bu vahim durumun tarihi sebepleri vardır. Bu tarihi sebepleri bir kez daha gözden geçirmemiz çok yerinde olur. Bu sayede hem konuyu daha derinlemesine anlamış olacağız, hem de Kurbağa Yetiştiricileri Derneği tarafından gerçekleştirilen çalışmanın önemi daha iyi anlaşılacak.
Sanayi öncesi dönemde Gaco topluluklarının önemli bir bölümü yerleşik tarımcılar veya göçebe hayvan yetiştiricileri olarak yaşamlarını sürdürüyorlardı. Sanayinin yaygınlaşması ile birlikte bu alanlarda çalışan insan sayısı azaldı. Tarımı, hayvancılığı bırakan insanların bir bölümü kentlere yerleşip yeni mesleklerde çalışmaya başladıklarında, köylerinde az sayıda da olsa akrabalarını bırakmışlardı. Dar günlerinde, şehirdeki kazançları kendilerine yetmediğinde; köydeki akrabalarının gönderdiği buğday, pirinç vs gibi tarımsal ürünler sayesinde zor zamanlarını geçirebilme ve hatta para biriktirip kent yaşamında daha iyi yerlere gelme şansına sahip oldular. Ayrıca kentlere yerleşen Gacolar, ya hayvan sürülerini ya da tarlalarının bir bölümünü satarak kentlere geldikleri için kent yaşamına sıfırdan başlamıyorlardı. Küçük de olsa sermaye sahibiydiler. Önemli bir bölümü bu sermayeler sayesinde küçük işletmeler kurdular.
Biz Çingeneler ise sanayi öncesi dönemde büyük ölçüde göçebe zanaatçı bir yaşam tarzı üzerindeydik. Yerleşik tarımcı ve göçebe çoban Gaco topluluklarına çeşitli zanaat ve hizmetleri (sepetçilik, kalaycılık, demircilik, elekçilik, müzisyenlik, dişçilik, berberlik, bakırcılık, cambazlık vs) sunarak karşılığında onlardan çeşitli gıda maddeleri alıyorduk. Bizim atalarımızın diğerlerinden farkı yegane sermayelerinin zanaat bilgileri olmasıydı. Buna karşılık atalarımızın büyük hayvan sürüleri ya da geniş tarlaları yoktu. Sanayi yaygınlaşınca mesleklerimiz büyük ölçüde ortadan kalktı. Bizim insanlarımız da geçimlerini farklı biçimlerde arama yoluna gittiler... Ne yazık ki ne sattıklarında kentte yaşamak için sermaye olabilecek geniş toprakları vardı atalarımızın ne de hayvan sürüleri...
***
Atalarımızın yerleşik yaşama geçtikleri dönemde yaşadıkları yoksulluk o kadar derindi ki kendi hesaplarına çalışan küçük işletmeler kurmaları hemen hemen imkansızdı. Diğer taraftan Çingenelere dönük haksız önyargılar yüzünden pek çok işveren bizim insanlarımıza iş vermeyi tercih etmiyordu. Bu durum işsizlik oranının Çingeneler arasında genel ortalamanın çok üstüne çıkmasına neden oldu. Buna rağmen atalarımızdan devraldığımız pratik zekanın yardımıyla yeni meslekler bulduk. Hiç kimsenin aklına gelmeyecek biçimde, en zor yollardan geçimimiz temin etmeye çalıştık. Kurbağa toplayıcılığı da böyle bir iş!
Kurbağa toplayıcılığı geleneksel bir Çingene mesleği değil. Anlaşılan o ki Edirne'de geleneksel mesleklerini kaybeden kardeşlerimiz hayatta kalabilmek için bu yolu seçmişler. Çok da iyi yapmışlar, tüm zorluğuna rağmen neticede karınlarını doyurmuş bu meslek kardeşlerimizin. Daha önce Değirmenyeni Köyü'nde bulunan göletten topluyorlarmış kurbağaları. Ne var ki bu gölet kurumuş. Derneğin başarılı çalışması tam da bu noktada devreye giriyor. Bir başka köyde yapay bir gölet oluşturuluyor ve sayıları 2000'e yaklaşan toplayıcı kardeşlerimiz bu kez geçimlerini orada temin ediyorlar.
***
İşte örnek bir dernek. İşte örnek bir çalışma. Derneklerin öncelikli görevi sanayinin yaygınlaşması ile mesleklerini kaybeden kardeşlerimize yeni meslek alanları açmak ve bunların devamlığını sağlamak olmalı. Yoksulluk ve önyargılar toplumun diğer kesimleri ile aynı alanlarda çalışmamızı engelliyor olabilir. Yine de elimiz kolumuz bağlı değil. Kurbağa toplayıcılığı ile geçinen kardeşlerimiz ve onların çalışkan derneği hepimize örnek olmalı. Devasa bir problem olarak görülen işsizlik sorunu dahi düşük maliyetli yaratıcı çözümlerle kısmen de olsa aşılabilir. Bu şekilde işsiz gençlerimizi bir takım karanlık şebekelerin eline düşmekten de kurtarabiliriz. Yeter ki azim ve niyet olsun ortada. Gerisi gelir...
***
Hepinize şen bir hafta diliyorum. Neşeniz bol keyfiniz gıcır olsun.
Arşiv
Hatırlamaya Başlamak 05/09/2010
Kavramları Doğru Kullanmak / 29/08/2010
5. Yıl Sorumluluğu / 22/08/2010
Avrupa ve Çingeneler / 3 / 15/08/2010
Avrupa ve Çingeneler / 2 / 08/08/2010
Avrupa ve Çingeneler / 01/08/2010
Engin Ardıç Bizden Ne İster? 25/07/2010
"Çingenelerin Kitabı" Neyi Anlatıyor?
Selendi Üzerine 2 / 09-17 Ocak 2010
Selendi Üzerine 03-09 Ocak 2010
Cingeneyiz.org: İddiasını Varlığı ile Doğrulayan Girişim 20/08/2009





